“İçinde bulunduğumuz durumdan Fenerbahçe’nin gücüyle çıkacağız”

Başkanımız Ali Koç, Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen Yüksek Divan Kurulu Temmuz ayı olağan toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Kulübün içinde bulunduğu mali durumu kısaca bir kez daha Yüksek Divan Kurulu Üyeleriyle paylaşan Başkanımız Ali Koç, Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu durumdan camianın gücüyle çıkacağına olan inancını da paylaştı.

Başkanımız Ali Koç, Yüksek Divan Kurulu Temmuz ayı olağan toplantısında şu şekilde konuştu:

“Sayın Divan Başkanımız, Divan Kurulumuz, saygıdeğer üyelerimiz, Denetleme Kurulumuz, hepinizi kendime ve yönetim kurulum adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Az kişi konuştu ama çok konuştu. Çok konuşmayı kötü anlamda söylemiyorum ama konuşmalıyız. Bu camianın konuşması gerekir. Konuşmak ihanet değildir, eleştirmek ihanet değildir ama her türlü samimi eleştiri daha iyi olmak için bir fırsattır. Biz bunu ilke edindik ve bu şekilde yola çıktık.

Açıkçası az konuşacaktım ama üyelerin yaptığı konuşmalar üzerinden bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Turgut bey ve Uğur bey yaklaşık olarak aynı şeyleri söylediniz; kurumsallaşma, uzman kadrolar… Ben seçim süreci boyunca hiç yönetim kurulundan bahsetmedim. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi, fazla saldırıya uğramamaları içindi, çünkü ben çok fazla saldırıya uğradım ama esas nedeni yönetim kurulu önemli değil. Bu kulübü yönetecek kadroların önemli olduğu inancını ortaya çıkarmak. Her kurum, insan sermayesi iyiyse iyidir. Onun kadar ilerleyebilirsiniz ve biz bunun bizim için öncelik olduğunu ifade ettik. Fenerbahçe’yi yönetecek profesyonel kadroların kalitesi çok yüksek olmalı dedik ve buna benzer bir yönetim kurulu seçtiğimizi düşünüyorum.

Köksal beyin konuşmalarına ilişkinse, birkaç ayrı açıdan anlamaya çalıştık. Açıkçası eleştiriyor mu ya da ağabeylik edip yol mu gösteriyor? Dedi ki, ‘Yönetim Kurulu 1907 gibi gözüküyor’ ancak geçen yönetim kurulumuzda 11 kişi 1907 üyesiydi. Diğer taraftan yöneticilik tecrübesinden bahsetti. Ayrı gayrı 4 kişinin ismini saydı ama biz, bir bütünüz. Fenerbahçe’ye hizmet etmek için elimizi değil çok şeyi taşın altına koyduk. Bizim aramıza nifak sokmamak lazım. Çok tecrübeli olunca da neler oluyor, görüyorsunuz. Çok fazla tecrübe illa ki sonuç vermiyor, garantisi olmadığını söylüyorum. Evet, tecrübe önemlidir ama spor yöneticiliği öyle bir şey ki okulu yoktur ve burada tecrübe kazanılır. Biz de elimizden geldiğince camiamızı, hayal ettiğimiz noktaya getirebilecek kadroları kurmaya çalıştık. Uğur beye dönecek olursak, ’26 kongreye katıldım, hiç böylesini görmedim’ dedi. Benim bu sorulardan sonra yapacağım konuşma Vefa Bey ile başlıyordu. Vefa bey, hem seçime kadar hem de seçimden sonra çok önemli vazife üstlendi. Seçimin böyle demokratik geçeceğini düşünmedik; çünkü öncesinde yaşananlar, tecrübe ettiklerimiz, endişe ettiklerimiz ama Vefa beyin sayesinde Fenerbahçe’nin ne kadar büyük bir camia olduğu, ne kadar farklı bir camia olduğu ve ne kadar demokratik bir seçim yaptığı Vefa beyin liderliğinde hepimiz gördük. Sadece Türkiye’nin değil dünyanın dört bir yanından gelen kongre üyeleri oylarını kullandılar. Vefa beye yaptığı ağabeylik, kılavuzluk için teşekkürler. Evet, belki biz arzu edilen kadar tecrübeli değiliz ama tecrübeyi her geçen gün kazanıyoruz. Bu yolda da bize yol gösteren kıymetli insanlar var. Bunların başında da Vefa Bey geliyor.

“EN BÜYÜK İLKEMİZ ŞEFFAFLIK”

Şeffaflık, hesap verebilirlik en büyük ilkemiz. Her türlü samimi eleştiri ihanet değil, iyi olmak için fırsattır. Nerede ve nasıl isterseniz bizi her daim uyarın, ikaz ve daha iyi yapmamıza vesile olun.

Kurullarımızla ilk tanıştığımız zaman kendilerinden bir ricada bulunduk: Bugün geldiğimiz noktada önceki denetleme kurulunun sorumlu olduğunu düşünüyorum, inanıyorum. Biz kendi kurullarımızla görüştüğümüzde tek bir ricamız oldu: ‘Siz bizim sesimiz değilsiniz, siz Fenerbahçe için en önemli mevkilerden birindesiniz. Biz, yanlış yaparsak düzelteceksiniz. Sizleri biz seçtik ama sizin sorumluluğunuz bize değil, camiayadır. Sizden beklenen tek vazife, Fenerbahçe için en iyisini yapmak ve görevinizi fazlasıyla yerine getirmeniz.’ Daha önce bu görevler yerine getirilseydi bugünkü tablo olmayacaktır.

Biz de içinde bulunduğumuz durumun farkındayız. Ama bu camia o kadar büyük bir camia ki, bu camia her türlü dinamikleri harekete geçiren bir camiadır.

Üniversite için ne kadar destek veriyorsunuz dendi. Net bir rakam söylemeyeceğim ama söylesem hayretle karşılaşırsınız. İyi bir üniversite yapmak hiç kolay değil. Fenerbahçe Spor Kulübü markasına yakışacak, bize çocuklarını teslim edecek velilere sorumluluğumuz yerine getirebileceğimiz şekilde kaliteli bir eğitim vermek sandığınızdan çok zor. Bugüne kadar toplanan meblağlarla yapılması çok zordur. Sizlere öğrenci sayıları verildi ancak işin kurgulanması nedeniyle daha gerçekçi olunmalıydı. Biz bir spor kulübüyüz ve üniversitemiz olsun isteriz ama bunun için ciddi kaynak gerekir. Ana faaliyet alanlarımızı yerine getirecek olan ana kaynağa sahip değiliz. Önümüzdeki aylar içerisinde de bununla ilgili bir karar vermek durumundayız.

“FENERBAHÇELİ ALİ KOÇ OLARAK SEÇİLDİM”

Tekrar Köksal beyin söylediklerine dönersek; bana sorarsanız içinde bulunduğumuz durumun rehavetinin ve ciddiyetinin farkında değilsiniz. Söylediklerinize art niyetli bakmak istesem, ‘zaten Koç Grubu, Koç Holding, bayileri ödesinler. Zaten fazla da bir fark yoktu.’ Fazla fark olması ya da olmaması hiç önemli değil. Geldiğimiz nokta, Fenerbahçe’nin bir Kurtuluş Savaşı daha yapmasını gerektiren noktadır. Fenerbahçe’nin mali bağımsızlığı ve geleceği tehlike altındadır. Bunu bu kadar hafife alıp ‘Ne olacak işte şu masadan üçüncü holding çıkar’… Ben, buraya Fenerbahçeli Ali Koç olarak seçildim, Koç Holdingli Ali Koç değil. Biz, bu içinde bulunduğum durumdan Fenerbahçe’nin gücüyle çıkacağız, Koç Holding ile değil. Seçim kampanyamda da öyle dedim, seçildikten sonra da.

Taraftarın, “Ali Koç Başkan, Fenerbahçe Şampiyon” söylemiyle ilgili olarak da, çok haklısınız. En rahatsız olduğum konulardan bir tanesi. Hatta seçim kampanyamda da, ‘Bırakın, başkan olalım, ardından şampiyon olalım sonra bunu söyleyin’ dedim ama bizim fıtratımızda şöyle ya da böyle tezahürat yapacaksınız deme tarzı olmadı, olmayacaktır da. Bugün böyle bağıranın yarın öbür gün top çizgiden geçmeyince farklı bağırabileceğini bizler de biliyoruz. İnanın bu bizim yaptırdığımız bir şey değil.

Tüzük ile ilgili çalışmalar yapacağız. Daha modern ve daha çağdaş olmalı. Bundan sonraki seçimlerin daha adil olması açısından da tüzüğün değişmesi gerekiyor. O çalışmalarda da en büyük kılavuzumuz, en büyük bilgi veren grup da sizler olacaksınız. Bunların herkesin görüş bildireceği bir ortamda olacağının teminatını verebilirim. Bu bizim anayasamızdır ve hepimizi etkilemektedir.

İhraç edilen üyelerle ilgili görüşünüze de katılıyorum. Kabul edilemez konuların dışında-herkes için söylemiyorum bunu- ama seçim sürecinde de, ‘yeni bir sayfa açmamız lazım, birbirimizi kucaklamamız lazım, herkese ihtiyacımız var, küskünlükleri gidermeliyiz’ dedim.

Semih Beyin de aidatların da yükseltilmesiyle ilgili bir görüşü var. Aidatları 50 lira yükseltirken nasıl tartışmalar yaşadığımızı hepiniz hatırlarsınız. Böyle bir şey olacaksa da, bu sizlerin izniyle, onayıyla olması gerekiyor. Herkesten elinizi taşın altına koyun derken; taraftarından, iş adamından, yönetiminden, Fenerbahçe camiasını temsil eden herkesten beklemek bu camianın hakkı diye düşünüyorum.

Bir diğer konu ise, üyelik bedeli. 6 ay boyunca yaptığım toplantılarda bu soruyla karşılaştım. 50 lira çok az, 10 bin lira çok fazla. Bunu üzerine de çalışacağız.

Hedef 1 Milyon Üye projesine gelince de, bu konuyu derinlemesine analiz ediyoruz. Fayda/maliyet çalışması yapıyoruz. Bir milyon üyedeki arkadaşlarla görüştüğümüzde de, ‘Sizce neden bu proje 4 sene sadece 11-12 bin üye. BU kadar reklam, pazarlama ve desteğe rağmen, nasıl olmadı?’ dediğim zaman verilen görüşlerden bir tanesi şuydu: ‘Biz, burada taahhüt ettiklerimizi yerine getiremeyiz.’ Bugüne kadar yapılan Edirne, Kayseri gibi yerler borçla yapıldı ve biz bunları borçla yapamayız. Geleceği nasıl olacağı konusunda hedef 1 milyon üyeyi inceliyoruz.

Bir diğer konu da dernek ve şubeler. Bazı yerlerde dernekler ve şubeler birler, bazı yerlerdeyse ayrılar. Dernekler gönüllü ve Fenerbahçe sevgisiyle yapılıyor; şubeler ise kulübün maaşlı personeli olarak gösteriliyor. Ancak bazı yerlerde kavram karışıklığına neden olduğunu gördük. Bunu da adresleyeceğiz.

Sosyal komite kurulması gerektiğinden bahsedildi. Seçimden önce yanlış hatırlamıyorsam 16 adet komite kurulmuştu. Sosyal komite kurulmalıdır. Biz, sadece etkinlikler ve eğlence açısından değil, biz artık Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kongre üyeleri monolog değil diyalog yapmak zorundadır. Kulübün bugün geldiği noktayla ilgili hepimiz sorumluyuz; çünkü sorgulamadık ve hesap sormadık. İleriye dönük olarak da orta vadede çok daha konuşan, kulübün gidişatından haberdar olan bir ortama gelecektir.

Yeni tesis olmayacak, en azından kısa bir vadede olmayacak. Olursa en arzu ettiğimiz, hayalimiz tek bir tesis; o da futbol altyapının olduğu, 7-8 sahanın yer aldığı sonrasında A takımın yer alacağı bir tesis. Bunun için bir evvelki yönetimimizin düşündüğü Gebze’deki arazimiz vardı. Bu arazinin çok uygun olduğu söyleniyordu ancak Gebze’deki bu arazinin hukuki nedenlerden dolayı en azından şu aşamada kullanılamayacağı söyleniyor. İsim verme konusu, sizlerin vereceği karar. Mevcut tesis ve gayrimenkullerde orada değerlendirebilir miyiz diye bakacağız.

Zafer beyin görüşü; ‘Yüksek Divan Kurulu Üyesi Sertifikası verilmesi’, herhalde Vefa beyin ona çok karşı olacağı bir şey değildir. Hepimizin evine, ofisine gururla asabileceği sertifikalar. Hatta çerçeve içinde daha güzel olur. Bunu da değerlendireceğiz.

Tribünde çok fazla sigara içiliyor. Onun için şu an bir şey söyleyemeyeceğim. Her türlü tribün desteğine ihtiyacımız var. Belki bazı konularda karşı karşıya gelebiliriz ama sigara ile ilgili kurallar net. Bu kurallara da inşallah taraftarlarımız uyarlar, bizlerde uyulması için elimizden geleni yapacağız.

Kombineleri devrediyoruz. Önemli bir konu. Avrupa’da incelediğimiz kulüplerde de bir sistem var. Kombineyi kulüp satıyor, O’nun gelirini de kombine sahibi ile kulüp yarı yarıya bölüşüyorlar. Bunu sağlayabilmeniz için kombinelerin her sene satılmış olması gerekiyor. Öyle bir arz talep ilişkisi olması gerekiyor ki, insanların kullanılmayan kombinelere ulaşma arzusu olacak. O zaman bunu sağlayacağız. Bunun için de sportif başarı gerekiyor. O günler hayal ettiğimiz günler. Öyle bir Fenerbahçe ki; sponsor olacak bir yeri kalmamış, satacak bir tane koltuğu kalmamış bir Fenerbahçe. O noktada bu sistemleri uygulayabiliriz. Şu an için o noktada değiliz ama doğru yoldayız.

Atatürk imzalı tişörtler birkaç gün evvel Fenerium’a geldi. Ben de bulamıyorum. Birkaç tane dün aldım. Giderseniz, Fenerium’da bulursunuz.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yaptığı en büyük yatırım futbolcu yatırımıdır. Bu yatırımların geri dönüşü son yıllarda çok çok kötü bir performans sergilemiştir. O yüzden de bu borç seviyelerine gelinmiş. En ana nedenlerden biri budur. Halbuki bir futbolcunun Kulübümüze hem sportif açıdan hem de ekonomik açıdan katkı sağlaması gerekir. Bunun için de bir doğru seçimler, doğru planlamalar yapılmalıdır. Genç futbolcular alınmalı. Hizmet ettikten sonra da, Fenerbahçe’de parlattıktan sonra da satabilmeliyiz. Bu bizim temel ilkelerimizden biri. Bu şekilde ilerliyoruz. Birkaç kişi bu konuya değindiği için teşekkür ediyorum. Sizlerin bu görüşleri bize motivasyon sağlamakta. Bu sadece Finansal Fair-Play ve mali sıkıntılardan değil, bu bir temel bir felsefedir.

Ömer Faruk Beyaz’dan bahsettiniz, Feyenoord maçında babasıyla birlikte arkamda, yönetim locasında oturuyordu. Ben kendisiyle iki defa görüştüm. Sportif direktörümüz de birkaç defa görüştü. Daha evvelki yönetimimiz, kendisiyle ve ailesiyle mukavele imzaladı. Bu çok çok önemli. Futbolcumuz çok değerlidir. Yaş grubunda tartışmasız Türkiye’deki en iyi oyuncuların başında gelmekte veya en iyisidir. Başkaları da ailesinin kafasını karıştırmaktadır. Zaman zaman bize gelip gidiyorlar, soru işaretleri. Futbolda bazen aileler çocuklarını o kadar iyi yetiştiriyorlar ki, kariyerlerine büyük katkı sağlıyorlar ama çoğunlukta tam tersi oluyor. Uzun vadeli konulara yaklaşamıyorlar. Bu aile Fenerbahçe’ye uzun seneler hizmet edecek şekilde inşallah çocuklarını yetiştirirler. 1. sınıf futbolcu var. Nasıl dikkat ettiniz bilmiyorum ama bende sizi tebrik ederim.

Biz finans ve hukuk kulübüne mi dönüştük? Evet, bu aralar biraz böyle. Çünkü birinci önceliğimiz budur. Çözmemiz gereken konular vardır. İlerleyen aylarda camiaya seslenişte çok daha farklı konulara değineceğim.

Sosyal medyada evet farklı bir duruş sergilemeye başladık. Dikkatinizi çektiği için çok çok teşekkür ediyorum. Sosyal medyamız çok daha farklı olacak. Şahsen sosyal medyada değilim. Belki çoğunuz yaş itibariyle sosyal medyada olmayabilirsiniz ama artık dünyada bir gerçek var ki; kulüplerin değerleri ölçülürken sosyal medyadaki gücü, takip alanı, marka yönetimi bugünün dünyasında bilhassa belli yaş grubunda sosyal medyada olmadığınızda markanızı yönetemiyorsunuz. Sosyal medyada olup da illaki markanızı yöneteceksiniz diye bir şey de yok. Markanızı yönetebilecek şekilde sosyal medyada olmanız gerekiyor. Bu bağlamda bana göre Türkiye’nin en iyi kurumlarından 4129 Grey firmasıyla anlaşma yaptık ve şimdiden “yeniden” ile ilgili güzel bir dönüş almaya başladık. Onlara da buradan teşekkür ediyorum.

Nezih beye farklı üslubu ve yaklaşımı için de çok çok teşekkür ediyorum. Bir taraftan zaman almayalım diyorsunuz, bir taraftan ayda bir, iki ayda bir divan kurulunu yapalım diyorsunuz. Her türlü öneriye açığız. Çünkü biz sizler için buradayız. Genel kurulda verilmesi gereken bir karar. Değerlendiririz. Sık sık beraber olmanın faydası var. Daha rahat ve daha eldivensiz görüşlerimizi iletebiliriz.

Ali Ergun beyin 3 Mayıs tarihini değiştirelim önerisi var. 19.07 evet kuruluşumuzun sembolik günü ama bence 3 Mayıs’ın manası çok çok daha derin. Şahsi tercihim 3 Mayıs’ta kalması hatta her sene 3 Mayıs’ta Anıtkabir’i ziyaret etmemiz.

FB TV bugün bütün toplantımızı yayınladı. Farklı bir görüşünüz yoksa şeffaflık ilkemiz çerçevesinde ileriye dönük olarak da böyle devam etmeyi arzu ediyoruz. Tabii son karar Divan Kurulumuzun ama bunun doğru olduğunu düşünüyorum.

“SPORCU FABRİKASI OLMALIYIZ”

Ufuk Aydın bey sadece futbolda değil her branşta altyapı, ‘has evladım’ lafını kullandı. Ben seçim boyunca öz kaynaklarımız lafını kullandım. Sporcu fabrikası olmak zorundayız ama her şeyi aynı anda yapamıyoruz. Futbolla başladık. Tesadüfen sportif direktör ve hocamızın yardımcısı Chris’in ve Sayın David Badia’nın çok yakın zamanda keşfettiği 3 futbolcumuza profesyonel imza attırdık ve Altınordu maçında 2’si oynadılar. Ümit veren futbol oynadılar. Daha da önemlisi gençliğe inanan ve güvenen bir hocamız var. Bu çok önemli. Ne yazık ki ülkemizde hocalarımız çok baskı altındalar. Genç futbolcu oynatıyorsun, beraberlik ve mağlubiyet sonucunda müthiş baskı ve tenkit. Biz bu kalıpları kırdık. Cocu’yu seçerken de en önemli unsurlardan biri gençliğe verdiği önemdi. Hollanda’da parlatıyorlar ve sonra Avrupa’ya satıyorlar. İnşallah sporcu fabrikası olacağız. Önce futbolda sonra diğer branşlarda.

Evet, herkes konuşmalı ve tartışmalı. Bizi eleştirmekten kaçınmayın. Vefa beye biraz haksızlık ettiniz. Argo tabirle goy goylanmaktansa eleştirilmeyi bin kez daha tercih ederiz, samimi oldukça.

Bizim ileriye dönük gelir projeksiyonlarımızda benim seçim kampanyamda Fenerbahçe Koleji’nin iyi bir noktaya geldiğini, iyi bir marka olduğunu, ileriye dönük olarak da önce İstanbul ardından Anadolu’ya açılabileceğini, eğitimin özel sektördeki payı arttıkça Fenerbahçe’nin burada pozisyon alabileceğini irdeleyeceğiz.

Futbolda Finansal Fair-Play olayı çok yeni. Kendi içinde değişime, dönüşüme uğruyor. Arkadaşlarla da konuştuk. En kısa zamanda Web sitemize, soru cevap; Finansal Fair-Play nedir? Bizi nasıl etkiler? Biz ne konumdayız? Bundan çıkmak için neler yapmalıyız? FFP futbol takımlarını doğru yola sokmak için yapılmış, Türkiye dışında her ülkede FFF olan her takımın doğru istikamete döndüğü, zaman içinde problemleri çözdüğü ama ülkemizde aynı netice alınmıyor fakat ben bunu fırsat olarak görüyorum. Bir sonraki camiaya seslenişte bunu anlatmaya çalışacağım. Türk futbolunun içinde olduğu borç sarmalından ve günü kurtarma yaklaşımından kurtulması gerekiyor. Türkiye çok güçlü bir ülke, Türkiye çok güçlü bir ülke olacaksa sporda da güçlü olmak zorunda. Avrupa’nın önemli futbol ülkelerinden biri olması gerekmektedir.

Vefa beye ve kongre üyelerimize teşekkürlerimi sundum. Çok güzel seçim dönemi geçirdik. Fenerbahçe’nin farkını gösterdik. Camiaya da teşekkür etmek istiyorum. Göreve geldikten sonra hepimiz fedakarlık yapacağız, dedik. Önce biz, sonra siz dedik. Transfer beklemeyin, kombinelere, Feneriumlara hücum edin, üye olun dedik. Her bir dediğimiz halen devam ediyor. Beklediğimizin çok ötesinde oldu. Bu da bizi mutlu ediyor. 53-54 gündür destekten ötürü de camiamıza teşekkür ediyorum. Bununla beraber yönetim kuruluna teşekkür etmek istiyorum, imkanım olmadı herhalde. Paşalı Birol televizyonlar arkanda. Paşalı Birol da her daim yanımızdaydı, teşekkür ediyorum. Bu görevi, sorumluluğu almak kolay değil. Yönetim kurulunun hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Beni yalnız bırakmadılar.

Göreve gelirken en büyük vefa Fenerbahçe dedik. Vefa olacaksa, tartışmasız vefanın olacağı yer Fenerbahçe idi. Dedim ki bu büyük sorumluluk; buraya layık olmak, seçilmek; güvenilmek demektir. Güven kaybetmesi çok kolay, tesis etmesi çok zordur. Dedim ki rahat olun, güveniniz emniyette olacak, elimizden geleni yapacağız, dedik. Hayal satmadık, bugünden yarına hiç bir şey değişmeyecek, kimsenin elinde sihirli değnek yok, dedik. Tek tek taşları üstüne koya koya tekrar eski günleri inşa edeceğiz, dedik. Göreve geldikten sonra bu şekilde ilerlemeye hassasiyet gösteriyoruz. Durumun farkındaydık ve o yüzden en az iki döneme ihtiyaç var, dedik. Uğur bey ‘6 yılda borçlar ödenir’ dedi. 6 yılda borçlar ödenmez ama 6 yılda dönüşü olmayan sağlıklı bir yola girebiliriz.

İçinde bulunduğumuz durum evet iç açıcı değil. Seçim kampanyasında ‘Tam zamanı şimdi’ derken; yarın çok geç olabilir dedik. Yarın bu değişim dönüşüm olmazsa, tehlikeli günler Fenerbahçe’yi bekliyor, dedik. Onun için ‘tam zamanı şimdi’ dedik. Ancak karamsar olmayalım. Bizim sorumluluğumuz her şeyi sizlerle paylaşmak. Biz buranın geçici yöneticileriyiz. Buranın gerçek sahibi taraftardır, sizlerde taraftarsınız ve kongre üyesi. Geri kalan her şey yolcu. Ama karamsar olmayalım. Çünkü yepyeni bir hikaye yazmanın zamanı. Atılım zamanı. Burada gördüğünüz gibi Yeniden. Neler yeniden? Yeniden tarih yazmanın, yeniden Türkiye’ye mutluluk vermenin, güç vermenin, umut vermenin zamanı. Yeniden rakiplerimizden, sadece rakiplerimizden değil; genel toplumdan saygı ve sevgi görmeye layık olmanın zamanı. Layık kelimesi çok önemli. Sevmeden saymadan kimse sizi sevmez, saymaz. Bu çift yönlü bir ilişkidir. Yeniden bu camianın zenginliğinden, renginden, gücünden yararlanmanın zamanı. Ortak akıl ile hareket edip, eski sağlıklı coşkulu mutlu günlerimize dönmenin zamanı. Yeniden hem spor, hem spor dışında çalışanı, sporcusu, yönetimi ve her şeyden önemlisi taraftarıyla örnek bir kulüp olmanın tam zamanı. Bunu lütfen unutmayın çünkü bu en önemli ilkelerimizden bir tanesi.

Son olarak da Fenerbahçe Spor Kulübü sadece bir spor kulübü değildir. 6 ay boyunca bunu ifade etmeye çalıştım. Fenerbahçe’nin spordan çok daha büyük sorumlulukları vardır. Bu ülkeye sorumlulukları vardır. Sosyal sorumlulukta da şampiyon olmak istiyoruz. İçinde bulunduğumuz spor faaliyetlerinin, küfür, nefret, şiddet;bunların arınmasında, sporun gerçek ruhunun temsilinde öncülük etmeliyiz. Önderlik etmeliyiz. İyilik saçmalıyız. Ana faaliyetimizin dışında da, şu an ne olduğunu bilemiyorum. Kafa yoruyoruz. Öncelikte değil, başka önceliklerimiz var. Yakın zamanda, belki 1 yıl içinde Fenerbahçe Türkiye’de yaşam kalitesini bir konuda, hep beraber seçeceğimiz bir konuda yaşam kalitesini arttıracak bir hususta görev alacak ve ülkeye katkı sağlayacak. Bunu yapacak gücü var. 3 büyük takımın böyle bir gücü var. Bu da bizim sorumluluğumuz.

Şeffaflık, hesap verebilirlik devam edecek. Eleştirimizi, övünmemizi ikaz edin, kılavuzluk yapın. Haftaya maçımız var. Bana göre talihsiz bir kura çektik. Yeni Fenerbahçe, yeni heyecan, yeni enerji. Gençlerimiz, yeni hocamız, diğer oyuncularımız… Turu geçebiliriz. Şansızlık bir yerde dönecek, belki de bu maçta dönecek.

Hepinize, başta size, sizlere yönetim kurulu adına ve şahsım adına teşekkür ediyorum.”

 

Haber ile ilgili diğer fotoğraflar:

[envira-gallery slug=”icinde-bulundugumuz-durumdan-fenerbahcenin-guecueyle-cikacagiz”]

Diğer Haberler